Ana içeriğe atla

İNSANLIK YOL AYRIMINDA

 

    İnsanoğlu dikkat! Yanında yörende, beldende, şehrinde, ülkende bir siyonist varsa, bütün duyargalarını sonuna kadar aç ve teyakkuza geç!

    Her an bir siyonist saldırısına, kim vurdusuna gidebilirsin. İnsanlıktan çıkmış bir canlı türüne dönüşen siyonistle muhatap olacağın bir an içinde mutlaka cüzdanına, malına, bahçene, evine bir ömür boyu emeğinle kanın ve terinle kazandığın malına mülküne dikkat et! Durduk yere hak iddia edip el koyabilirler! Şeytanın dostları siyonistlere sakın arkanı dönme! Arkadan bıçaklamak onların en basit vahşetleridir. Açgözlülükleri, doymazlıkları, dünyaya tapkınlıkları ilahi kitaplarda söz konusu olacak kadar dehşetlidir! Her şeye kendilerinin hakkı olduğunu iddia etmeleri sana traji- komik gelse de siyonist katil sürüsü de bilir komiklikten öte olduğunu. Çünkü kendilerinden başkasını insan, kendilerinden başkasını akıllı kabul etmezler. Öldürdükleri masumları “insansı hayvanlar” olarak kabul ettikleri için öldürülmelerine zorunlu olarak bakmaktadırlar! Bu yüzden, iğrenç yüzlerine takındıkları alaylı ifadeler eşliğinde, insanlıkla dalga geçer ve yüzyılların hakkını talep ederler. Her yerde ve her coğrafyada vaat edilmiş ödüllerine kavuşma hayalleri kurarlar. Gelinen noktada hayallerini gerçekleştirmiş görünüyorlar gibi. Zira dünyanın en büyük sömürgen devleti, ki hamurunda sinsi sömürücü, katliamların sahibi, nice ırkın yok edicisi, kadim soykırımcı ABD’yi aldıklarından karınları haramzadelikten tok, sırtları teknolojik vahşetten pek şekilde pervasızca saldırmakta, her yeri kana bulamakta ve kimseye hayat hakkı tanımamaktadırlar.

    İnsanlık değerleriymiş, ahlakmış, savaş hukukuymuş; bunlar ne ki siyonist katiller için? Hiç!

    Bu yüzden yanınızda, yörenizde bir siyonist varsa güvende değilsiniz demektir!

    Hiçbir kural dinlemezler!

    İnsani değerleri takmazlar!

    Ahlaksızdırlar, savaş hukukunu tanımazlar!

    Uluslararası güven ve barışı koruyan yasaları yok sayarlar!

    Öldürmek ve hayat hakkı tanımamak en büyük eğlenceleridir! Özellikle bebek ve çocuklara yönelik kıyımları sadistçe tüm yöntemleri içerir!

    Acıma, merhamet, vicdan denen en büyük değerler sadece kendileri içindir. Başka insanları insandan saymadıkları için diğer insanlara bu değerlerle yaklaşmazlar!

    Kan içiciliklerini artık pervasızca tüm dünyaya göstermekte sakınca görmüyorlar. Bunun nedeninin ne olabileceğini kendime sormuşumdur. Acaba dünyanın tümünü istekleri ve amaçları için hizmete amade kılmanın kesin ve net bir yolunu mu buldular?

    Gizli açık uluslararası tüm şirketleriyle insanların tümünü satın almayı mı başardılar?

    Kabala büyüleriyle insanlığın gözünü mü boyadılar? Yoksa teknolojiyi, frekansları kullanarak insanların akıl izanını zapturabt altına mı alabiliyorlar?

    Aslında bütün bunlarla beraber, kurdukları sistemlerle, ekonomilerle, devletlerin başına kuklalarını getirerek istedikleri gibi oynayabilecekleri düzenler kurdular, tefecilikleriyle insanların mallarına çökerek elde ettikleri zenginlikleriyle dünyadan başka amaçları olmayan her insanı tuzaklarına çekebilmişler. Kabul etmek lazım; yüzyıllar boyunca azimle ve ısrarla her şeyin kendilerinin olacağı bir dünya var etmek için hırsla çalıştılar.

    İlahi kitaplarını tahrif ettiler. Allah’ın seçkin kulları olmaktan bıktıklarında peygamberleri öldürdüler, sürgün ettiler, onlara bile kan kusturdular. Allah’ın, meleklerin ve peygamberlerin lanetini üzerlerine çektikleri halde hâlâ Tanrı’nın seçkin çocukları olduklarını tüm insanlara kabul ettirmek için her yolu kullandılar. İnsanlığın yüz karası katliamlara imza atarken bile dünya imparatorluğu rüyalarından uyanmadılar. Şeytan imparatorluğunu kurmaya kesinkes kararlı bir oluşum bu ve tüm insanlık, nebatat ve hayavanatıyla dünya tehlike altındadır!

    Tüm bu yazı boyunca antisemitizm yaptığımı sananlara özellikle siyonistlerden bahsettiğimi tekrarlamak durumundayım. O halde bir dini inanışa sahip Yahudiler ile siyonistleri ayrı tutuyorum demektir bu. Siyonist demek ırkçı sömürgen demek. Bu ırkçı sömürgenlerin çoğunluğu Yahudi diye dindar Yahudilerle karıştırmayın! İnançlı Yahudilerin hiç biri bu siyonist şeytani yönetimi kabul etmemektedir. Ama sesleri diğerleri gibi gür çıkmıyor ne yazık ki. Ayrıca bu şeytani yönetimin sadece Filistin topraklarında bulunduğu yanılgısına da kapılmamak lazımdır. ABD, Avrupa Devletlerinin tümü bu şeytani oluşumun diğer başı çeken merkezlerdir. Hatta bugünkü siyonistlere rol model olanlar da onlardır.


    Şimdi öyle bir yol ayrımındaki insanlık, çizgileri kesin ve net bir şekilde ikiye ayrılmış durumda. Ortası yok. Irkçı Sömürgeci tüm insanlar, Yahudi olsun olmasın siyonisttir! Bu katliamlar ve insanlık değerlerini, ahlâkı yok sayan terörizmi ve insanlık dışı savaşı kabul etmeyenler ise ırkı ne olursa olsun insandır! Dünya insanlığı öyle bir tehlike altındadır ki bu tehlikenin insanlığın sonunu hızla getirdiğini anlamak gerekmektedir.


    Düşünün ki Gazze’deki soykırım normalleştirilirse, insanlık vicdanı harekete geçmezse bizleri neler beklemektedir? Düşünmesi bile korkunç! Gerçi insanlık tarihi gücü eline geçirdikten sonra firavunlaşan çok kavim ve diktatör gördü. Devranlarını ( katliam, soykırım ve zulümlerini) irtikab edip göçüp gittiler. Ama öylesine mi? Ne helâklar yaşadı şu yeryüzü? Dile gelse de konuşsa! Bu kez dünya siyonist firavunluğunun gözü kara soykırımıyla sınanıyor! Kıyameti koparacak tek güç alemlerin Rabbidir, fakat siyonistler Armegeddon adını verdikleri inanışlarına göre güya Tanrı’yı kıyamete zorlamayı düşünüyorlar. Düşünmeyi geçtiler çoktan, uygulamasını tüm dünyaya gösteriyorlar!

    İnsanlık, yol ayrımında belki de son nihai kararı verecek: ya tüm insanlık değerlerine, ahlaki sınırlara, vicdani sorumluluklara azami dikkat gösterip gözü dönmüş İsrail’i yola getirecek ve yaptırım uygulayacak, ya da siyonist ırkçı sömürgeciliğe teslim olup insanlık soyunun sonunu getirecektir. İnsafsızca katledilen sayıları binleri bulan masum bebeklerin, çocukların, kadın- erkeklerin, tahrip edilen doğanın, hayvanları ve külli canlıların ahı tutsun istenmiyorsa, tüm dünya devletleri, İsrail’i durdurmak için kolları sıvamalı. Küresel barışçıl hareketleri engellememeleri, Sumud gibi yardım filolarına geçit vermelidir. Yoksa.... Yoksa sonumuz çok vahim...


                                                                       Şükran HEKİMOĞLU TAŞDELEN

Yorumlar

  1. hocam insanlıkla ilgili çok önemli şeylere değinmişsiniz çok güzel bir metin

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KURŞUN SESLERİNDEN YANKILAR

       Benim adım Yemame. Beni her gün ekranlardan izliyorsunuz, ama tanımıyorsunuz. Bugün, yıkıntıların arasında yürürken annemin kucağını aradım. Ama annem yoktu… Yalnızca soğuk taşlar ve yıkılmış duvarlar vardı. Her adımımda ayaklarım, molozların arasında sıkıştı, taşlara takıldı. Defalarca düştüm, kalktım, yürüdüm. Nereye gideceğimi bilemeden... Gökyüzü patlayan bombalarla delik deşik, rüzgâr bile korkuyu taşıyordu.      Yiyecek bir şeyler bulmak için arandım… Taştan da sert bir parça ekmek buldum, elimde tuttuğumda ellerim kanadı. Toza bulanmıştı. Ama başka çarem yoktu, onu yemek zorundaydım. Başka çocuklar gibi ben de açım. Susadım… ama su yok. Sadece gökyüzüne bakıp umut etmeyi öğrenmiştim. Kupkuru dudaklarım, duaya durmuş, titriyor...      Babam, dün bombalamalarda yaralananlara yardım etmek için dışarı çıkmıştı. Bir daha gelmedi. Komşularımızın anlattığına göre bir dron saldırısında bombalandı… Onlar babamı aldı benden....

BAŞARMANIN SUÇLULUĞU

       İnsan doğasının, başarıyı kutlamak yerine kıskançlık ve küçümsemeyle karşılama eğilimi maalesef yaygındır. Bu durum ise başarılı olan insanda çok ilginç bir halet-i ruhiyeye sebep oluyor. Buna başarmanın suçluluğu (Survivor's Guilt/Success Guilt) deniyor. Peki, başarılı olmuş bir insanda başarmanın suçluluğu hissi neden ortaya çıkar?      Bir kişi başarılı olduğunda, içgüdüsel olarak takdir ve onay bekler. Ancak bu onay gelmediğinde( ki çoğu zaman gelmeyebilir) veya olumsuz tepkilerle karşılaştığında, zihin bunu bir tür tehlike veya dışlanma sinyali olarak algılayabilir.      Bir şeyleri başarmış insanda başarmanın suçluluğu denilen durum, genellikle şu nedenlerle oluşur:      Başarılı olan kişi, toplumsal bir baskı ve kıskançlıkla karşılaşabilir. Çevresindekilerin (aile, arkadaşlar, meslektaşlar) kıskançlık, eleştiri veya mesafeli davranışları ile karşılaşır. Bu durum, kişinin bilinçaltında "başarıl...

KIRGIN BİR HAYKIRIŞ

  Biliyor musunuz, bugün tanınmaz hale gelmiş sokaklarda yürüdüm yine, bir hayalet, bir canlı cenaze misali... Ayaklarım sivri cam parçalarıyla parçalandı, kanadı. Her bastığımda yer ayaklarımın altından çekilir gibi un ufak olan tozlara dönüştü. Her adımda korkum biraz daha arttı. Annemi aradım ama bulamadım. Ablama seslendim, kimse ses vermedi sesime. Sadece yıkılmış duvarlar, yerle bir olmuş evler, harabeye dönmüş bir şehir vardı. Bir ses var mı diye kulağımı açtım… ama sadece patlayan bombaların yankısı vardı. Kalbim hızla atıyor, aklım deli gibi “Ya bir bomba daha düşerse?” diye soruyordu. İçimde hayatın nüvesi bir kırık umut var... Açlıktan başım dönüyordu, ağzıma sert de olsa bir şeyler koymalıydım. Sırtıma yapışan midemi bir şeyle susturmalıydım. Kum tadı vardı, bulduğum taş gibi ekmek parçasında. Yutkunmak azap gibiydi. Susuzluk boğazımı yakıyordu. Babam… Dün ekmek bulabilmek için dışarı çıkmıştı. Bir daha dönmedi. Gözüm her bir köşe başına onu görür diye bakı...