Bazen düşüncelere dalarım. İnsan, toplum içine karıştığı anlarda, her zaman kendisi midir? Herkese aynı kişilikte mi görünür, yoksa kişiye göre değişir mi hali, tavrı? Peki ya hep maskeli geziyorsa? O zaman da şu soru kurcalıyor kafamı; insanın gün içinde takındığı kaç maske vardır acaba? Maskelerini kuşandığında başkalarını mı kandırıp ikna ediyor, yoksa kendinden mi kaçıyor? Bana göre çok mühim sorular bunlar ve elbette verilebilecekse cevapları da çok önemlidir. İnsanın gün içinde takındığı maskelerin sayısı sanırım rol aldığı sahnelerin sayısı kadar çok. Evde başka, işte başka, arkadaşlarının yanında ya da aynanın karşısında tek başınayken bambaşka... Sorunun ikinci kısmına gelince; asıl trajedi de burada başlıyor zaten. İnsan ilk maskeyi başkalarını ikna etmek için taksa da zamanla o maskenin ağırlığı altında ezilmemek için en çok kendini kandırmaya ve kendinden kaçmaya başlıyor. Başkalarına oynadığı rolü bir süre sonra kendi hakikati sanacak kadar derin bir kaçış yaşı...