Ana içeriğe atla

KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ DÜNYA

 


    Dünya, bazen suskun bir mezarlığı andırır. Ses çıkmaz; yalnızca toprağın altından duyulan o derin sessizlik yankılanır. Gazze’de yaşananlar da böyle bir sessizliğin içinde yankılanıyor. Kanla yoğrulmuş topraklarda, bebeklerin yanağından süzülen gözyaşı artık yalnızca bir çocuğun acısını değil, insanlığın tükenmişliğini temsil ediyor.


    Bir avuç Gazzeliye hayat hakkı tanımayan bir dünya, kendi vicdanının ağırlığı altında eziliyor. Görmezden gelen gözler, duymayan kulaklar, suskun dudaklar... İnsanlık, kendi sessizliğinde kaybolmuş gibi. Oysa bu sessizlik bir teslimiyet değil, bir utanç olmalıydı. Çünkü suskun kalmak, zulme ortak olmak demektir. İdamı bekleyen on binlerce masumun hesabını nasıl verecek bu dünya insanlığı?


    Yükselen haykırışların içinde hâlâ bir umut kıvılcımı var elbette. Yücelerin de bir planı var. Her olup biten şey, canavarlaşan insanların yapıp ettikleri olacak değil. Onlara sadece mühlet veriliyor. Günahları onları çepeçevre kuşatsın diye. Kendi aleyhlerinde delil olsun diye. Kendilerine sunulan bu mühleti kazanç saymasınlar; cehenneme giden yolu döşüyorlar kendilerine.


    Vicdan sahipleri her zaman vardı. Ama hiç bu kadar cılız çıkmamıştı sesleri...Belki de dünya, bu vicdan sahiplerinin haykırışlarla uyanacak. Masum çocuklar yeniden gülecek, neşesiz gülüşleri yeniden yankılanacak taş duvarlar arasında. İnsanlık, kaybettiği vicdanını belki de yeniden bulacak o çocukların gözlerinde ve gereğini yapmaya koşacaktır. Nükleer silah kullanmanın arifesinde kudurmuş iblisler kuşatıyorken dünyayı, iyiliğe hiç bu kadar susamamıştı insanlık!


    Tarih boyunca insanlık hiç bu kadar vahşileşmemiş, hiç bu kadar acımasız bir zulmü pervasız irtikap etmemişti. Adam olmayı, insan olmayı unutan bir çağda yaşıyoruz. Teknoloji ilerliyor, şehirler büyüyor, ama yürekler küçülüyor. Gazze’nin sessizliği, dünyanın vicdanına tutulmuş bir aynadır. Ve bu ayna, bize her gün aynı soruyu soruyor: “Sen hangi taraftasın? Suskunluğun mu, insanlığın mı?”


    Unutulan en temel değer, utanma duygusu belki de. Adem’in oğlu Kabil’den kalan tek miras bu değil miydi zaten? Utanmak, pişman olmak, yanlışını fark etmek... Belki de yeniden insan olmanın yolu buradan geçiyor. Ama Batı’nın psikopat, embesil, pedofili canavar yöneticilerinin bu en insani vasıftan yoksun oldukları da apaçık ortada. O halde dünyanın tüm vicdanlı insanları! Uyanın ve üzerinize düşeni yapın! İdamları durdurun! Masumları katletmelerine artık son verin!


Belki böylece kıyametin kopması gecikir de nedamet duyup tevbe edersiniz, ey dünya insanlığı!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KURŞUN SESLERİNDEN YANKILAR

       Benim adım Yemame. Beni her gün ekranlardan izliyorsunuz, ama tanımıyorsunuz. Bugün, yıkıntıların arasında yürürken annemin kucağını aradım. Ama annem yoktu… Yalnızca soğuk taşlar ve yıkılmış duvarlar vardı. Her adımımda ayaklarım, molozların arasında sıkıştı, taşlara takıldı. Defalarca düştüm, kalktım, yürüdüm. Nereye gideceğimi bilemeden... Gökyüzü patlayan bombalarla delik deşik, rüzgâr bile korkuyu taşıyordu.      Yiyecek bir şeyler bulmak için arandım… Taştan da sert bir parça ekmek buldum, elimde tuttuğumda ellerim kanadı. Toza bulanmıştı. Ama başka çarem yoktu, onu yemek zorundaydım. Başka çocuklar gibi ben de açım. Susadım… ama su yok. Sadece gökyüzüne bakıp umut etmeyi öğrenmiştim. Kupkuru dudaklarım, duaya durmuş, titriyor...      Babam, dün bombalamalarda yaralananlara yardım etmek için dışarı çıkmıştı. Bir daha gelmedi. Komşularımızın anlattığına göre bir dron saldırısında bombalandı… Onlar babamı aldı benden....

BAŞARMANIN SUÇLULUĞU

       İnsan doğasının, başarıyı kutlamak yerine kıskançlık ve küçümsemeyle karşılama eğilimi maalesef yaygındır. Bu durum ise başarılı olan insanda çok ilginç bir halet-i ruhiyeye sebep oluyor. Buna başarmanın suçluluğu (Survivor's Guilt/Success Guilt) deniyor. Peki, başarılı olmuş bir insanda başarmanın suçluluğu hissi neden ortaya çıkar?      Bir kişi başarılı olduğunda, içgüdüsel olarak takdir ve onay bekler. Ancak bu onay gelmediğinde( ki çoğu zaman gelmeyebilir) veya olumsuz tepkilerle karşılaştığında, zihin bunu bir tür tehlike veya dışlanma sinyali olarak algılayabilir.      Bir şeyleri başarmış insanda başarmanın suçluluğu denilen durum, genellikle şu nedenlerle oluşur:      Başarılı olan kişi, toplumsal bir baskı ve kıskançlıkla karşılaşabilir. Çevresindekilerin (aile, arkadaşlar, meslektaşlar) kıskançlık, eleştiri veya mesafeli davranışları ile karşılaşır. Bu durum, kişinin bilinçaltında "başarıl...

ZAMANI AŞAN SEZGİ

       Kız kardeşimle fena halde bozuşmuştuk. Bağırışlarımız apartman boşluğunda yankılanıyor, adeta birbirimizin saçına başımıza yapışıyorduk. Annem, bizi ayırmak için nihayet o meşhur ve etkili tehdidini savurdu: "Eğer şimdi durmazsanız, akşam babanıza her şeyi anlatırım!"      Bu cümleyle olduğumuz yerde donup kaldık. Birbirimize dolanmış parmaklarımız istemsizce gevşedi; gözlerimizden nefret okları saçarak köşelerimize çekildik. Bir süre kendi iç muhasebemize daldıktan sonra, annemin mutfaktan gelen çağrısıyla yanına gittik. Hiçbir şey olmamış gibi, sessizce yan yana oturup sarma sarmaya başladık.      Bu olaydan bir hafta sonra kız kardeşimin bir arkadaşı bize geldi. Aradaki gerginlik nedeniyle yanlarına gidip oturmam mümkün değildi ama yine de "alicenaplık" yapıp hazırlıklarına yardım etmiş, hatta onlar için bir de poğaça pişirmiştim.      Vakit gelip misafirimiz kalktığında, aramızdaki kavgad...