Tarihi manipüle eden Siyonistlere lanet
babından…
Görülüyor ki,
şu sayfalarda ortaya koyduğumuz araştırmaların sonucunda, Filistin
topraklarının ilk “sahipleri” olmaktan çok uzak bulunan İbraniler, “Bereketli
Hilal” üzerinde kaynaşan pek çok diğer halklardan biridir. Bu uzun tarih içinde
hiçbir şekilde öncelik iddiasında bulunamazlar. Özel bir istemeye hak sahibi
olamazlar. Siyasi Siyonizm olayları sistematik bir şekilde çarpıtma yolundadır.
Zira İsrail’de mekteplerde okutulan tarih kitaplarında bile resmi propagandada
olduğu gibi, Filistin tarihinde İbranileri ilgilendiren kısımların genişliği
fazla değildir.
Örneğin, Yuşa
Peygamber zamanında Ken’an ilinin aşiretler tarafından işgal edilmesi…
Yetmiş üç yıl
süren Davud ve Süleyman Peygamberlerin dönemleri…
Babil’e sürgün
ve geri dönüş…
Nihayet
Romalılara karşı 63 ve 135 ayaklanmaları… Geri kalan tarih karalanmıştır. Sanki
M.Ö. III. Binden İbranilerin gelişine kadar geçen iki bin yıl içinde bu
topraklarda hiçbir şey olmamıştır. Ve 135 Kochba ayaklanmasından 1948’de İsrail
devletinin kuruluşuna kadar bir kere daha geçen iki bin yıldan fazla zaman yine
sessizlik içindedir. İsrail devletinin okullarında öğretilen Filistin tarihi,
yalancıların, uydurmacıların eseridir. Fakat bunun yanında Katolik akaidi
olarak öğretilen “kutsal tarih” ve Protestanların “Pazar mekteplerinde” eski
Doğunun gerçek tarihini araştırmaya lüzum görmeden, sadece Kitab-ı Mukaddes’e
dayanılarak anlatılan hikâyeler de, farkında olmadan Siyasi Siyonizm’in
propagandasına yaramaktadır.
Bu sözlere
kulak veren milyonlarca Hıristiyan, dünya barışı için Filistin halklarının
ölmesi lazım geldiğine inanmakta, kendisini bu inanca adamaktadır. Bu mitoloji,
Siyasi Siyonizm’in toprak taleplerinden doğmuştur ve toprak işgali ve saldırı
gerekçesi olarak var kılınmıştır.
Siyonistler bu
şartlanmışlıktan dolayı var güçleriyle bu mitolojilere sarılmakta ve
kendilerini Filistin topraklarının ebedi sahibi gibi görmektedirler. Ve bu
şartlanmışlıkların getirisini iki hikâyeye bağlayarak kendi görüşlerini
sağlamlaştırmaktadırlar. Bu iki hikâyenin biri çöl efsanesi, diğeri de ırk
efsanesidir. Siyonistler “Toprağı olmayan bir halk için, halkı olmayan bir
toprak” formüle etmişlerdir. Böyle bir formül ile Filistin toprağının tarih
içindeki devamlılığını ortadan kaldırmışlar ve bunun yerine “Yahudi halkı” için
ırkçı ve ırki bir devamlılık kavramını koymuşlardır. Buna göre de günümüzde
yaşayan Yahudiler eski cedlerinin ülkesine dönmeye hakları vardır. Bugünkü
Yahudiler Kitab-ı Mukaddes’te yer alan Yahudilerin neslindendir iddiasını ortaya
atmışlardır.
Siyasi
Siyonizm’i formüle eden Theodore Herzl’in “ Yahudi devleti” (1896) isimli
kitabının yayınlanmasından bu yana bir Filistin halkının varlığı, bütünü ile
inkâr edilmektedir. Filistin halkının mevcut olmayışı inancı Siyonizm’in temek
dayanaklarından biridir. Golda Meir, 15 Haziran tarihinde Sunday Times
gazetesine şunları söylemiştir:
“Filistinliler
yoktur. Yani Filistin’de kendisini Filistinli sayan ve bizim gelerek onları
kapı dışarı atıp ülkelerini ellerinden alacağımız bir Filistin halkı yoktur…”
Bu insanlar yok
ama direniyorlar! Garip iş! Bu “var- yok” arası insanlar direnmeye devam
ederlerse ya kovulacaklar yahut da kılıçtan geçirileceklerdir! Nitekim
Einstein, dünya Siyonist hareketinin yöneticilerinden biri olduğu sırada
Weizmann’a “Filistin Yahudilere verilirse Araplar ne olacak? “diye sorduğunda
Weizmann: “Hangi Araplar? Onlar o kadar az ki!” şeklinde cevap vermiştir.
Yine İsrail
devletinin ilk milli eğitim bakanı olan ve İsrail devletinin kurucusu Ben
Gorion’un yakın dostu Prof. Benzion Dinur 1954’te Dünya Siyonist Örgütü
tarafından yayınlanan “Haganah’ın tarihi” isimli eserinde şunları yazmaktaydı:
“Ülkemizde
Yahudilerden başkasına yer yoktur. Araplara “çekilin” diyeceğiz. Eğer razı
olmaz ve direnirlerse onları kuvvet kullanarak geri atacağız…”
Siyonistler,
1917 Belfour bildirisinden sonra Polonya, Rusya ve Romanya Yahudilerini
Filistin’e “geri dönüşe” ikna etmek için propaganda yaptığında bu toprakların
bütünüyle çöl olduğunu ve üzerinde bir halkın yaşamadığını iddia ediyordu.
Ancak bunun ne
büyük bir yalan olduğu İngilizlerin 31 Aralık 1922 tarihinde yaptıkları nüfus
sayımı sonucuna bakarak anlayabiliriz. Bu nüfus sayımına göre Filistin’de
757.000 kişi yaşamakta, bunların 590.000’i Müslüman, 73.000’ Hıristiyan olmak
üzere 663.000’i Arap’tır. Geriye 83.000 Yahudi kalıyor. Ayrıca Siyonistler
tarafından çöl olduğu iddia edilen bu toprak o tarihte tahıl ve narenciye ihraç
eden bir ülkeydi. Filistin topraklarında tarihi ve coğrafi bir “boşluğun”
bulunduğu efsanesi Siyonist devlet tarafından yayılma, el koyma ve “baskı
siyasetini “doğrulamak için uydurulmuş bir yalandır.
Siyonizm’in
ikinci efsanesi, ırkın devamı ve geri dönüş için beslenen aşırı tutku
kavramıdır. Uydurulmuş bir nesep davası, günümüzde yaşayan tüm Yahudilerin blok
halinde tek bir ırktan geldiğini dünyaya yaymaktadır. Bu safsata düşünceye göre
bu ırk (Yahudi ırkı) Allah’ın emri ile Hz. İbrahim ve O’nu patriklerinin
yönetiminde “vaat” edilmiş toprak olan Ken’an iline gelmiş olan, daha sonra
Mısır’a göç etmiş, hep Tanrısının arzusu ile M.Ö 13. Yüzyılda Hz. Musa
tarafından yönetilen mucizeli kaçış sayesinde kölelikten kurtulmuş. Ve daha
sonra Peygamber Yuşa’nın önderliğinde “vaat edilmiş” toprağı yeniden fethetmiş
ve yine hep Tanrısının emriyle yerli halkı yok ederek Davud’un imparatorluğunu
kurmuştur. Sonra yeniden yenilgi ve sürgün…
Gerçek şu ki
ırk üstünlüğü teorisi tarihin her çağında egemenlik ve şiddet duygularına
yaramıştır. Aynı zamanda Siyonist ideolojinin dokusunu teşkil eden Filistin
toprağı üzerinde bir “tanrısal hak” kavramına dayalı “vaat” ve “seçilmiş
millet” şartlanmışlıkları Siyonistlerin sömürgeciliklerini haklı çıkarmaya
yaramaktadır. Siyonistler, her ne kadar günümüz Yahudilerini Hz. Musa’nın
nesline nispet etmekte haris davranıyorlarsa da tarihi gerçek şudur ki; tarihte
vuku bulan göçler ve insan topluluklarının hareketlerinden dolayı saf ve arî
bir soy kalmamıştır. Irkların karmaşası ve kaynaşması söz konusudur.
Siyonistlerin
asılsız iddialarına en güzel cevabı vererek, tarihi karanlıklardan kurtarmanın
en açık bilançosu Thomas Kiernan tarafından ortaya çıkarılmıştır ve şöyle
demektedir: “Siyonistler Avrupalıdır. Avrupa Yahudileri ile eski İbrani
kabileleri arasında kesinlikle hiçbir biyolojik ve antropolojik bağ yoktur!”
İsrail’in tarihi haklar iddiası da böylece güme gitmektedir.
İşte tüm bu
aldatma, efsane ve iddiadan öteye geçmeyen önü alınamayan bir iştahla
Siyonistler Filistin topraklarına abanmışlardır. Onların tek hedefi
Filistinlileri son ferdine kadar bu topraklardan çıkarmaktır. Bunun için
gerekirse Deir Yasin gibi nice katliamları yapmaya her zaman hazırdırlar.
İrgun, Stern gibi terörist örgütlerle amaçlarına ulaşmak için tüm zorba yolları
ve zulmü göze almışlardır. Dünyanın gözü önünde tarihin kaydedeceği en korkunç
saldırıları ve katliamları yapmaktalar ve zerre kadar vicdanları
sızlamamaktadırlar. Gerçekten insan suretli canavarlardır bu Siyonistler…
Müslüman
Filistin halkına ise her şeye rağmen direnmek ve direnmek düşmektedir. Onlar
biliyorlar ki teslim de olsalar öldürülecekler, direnseler de… Çünkü Siyonist
İsrail’in tek hedefinin sadece Yahudilere yaşam hakkı tanımaları diğer
insanlara ve özellikle Müslümanlara hayat hakkı tanımamalarıdır. Filistin’de
olan biteni iyi analiz etmek için basın yayın organlarında çıkan haberlerle
olaylara bakmak değil, derinlemesine bir tarih bilinci ve tutarlı bir
araştırmayla gerçeklere varmaktır. Aksi takdirde bizler bu onurlu Filistin
hareketini hakkıyla anlayamayız. Siyonistlerin isteği de budur zaten. Filistin
direnişini kırmak, gündemden çıkarmak ve dünya halklarını bitip tükenmeyen
yalanlarıyla oyalamaktır. Amaçlarına ulaşıncaya kadar yapacakları, şimdiye kadar
yaptıkları zulüm ve katliamlardan farklı olmayacaktır.
Not: Bu yazı
yazılırken Roger GARAUDY’nin kitapları Siyonizm Dosyası ile İsrail, Mitler ve
Terör kitaplarından yararlanılmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder