Baharın tüm
muhteşemliğiyle etrafımızı sarıp sarmaladığı şu günlerde seher vakitlerinde kuş
cıvıltılarıyla uyanmış olmak büyük bir lütuf! Sadece duymakla yetinmeyip
ışımaya ve soluklanmaya başlamış sabahın dingin havasını, o asude vakitte
balkona çıkarak ciğerlerinize çekmiş olmak da öyle… Sabahın dingin
sessizliğinde sadece kuşların zikri terennüm ediliyor… Sadece kulaklarınızla
değil tüm benliğinizle yöneliyorsunuz varlığa ilham edilmiş musikiye.
Ve sonra bir bakarsınız
bir sığırcık… Mini minnacık bir kuş uçup geliyor balkonunuza. Kendi lisanınca şarkı
zannettiğiniz zikriyle sanki sizi de selamlıyor sevgiyle. Hayret! Korkmuyor
kaçmıyor. Balkonda kâinatın musikisini birlikte terennüm eder gibi oluyorsunuz;
o icracı siz dinleyici olarak… Karşılıklı bakışıyorsunuz. O kendi dilince bir şeyler söylüyor size, siz
yüreğinizde kâinata yetecek sevgi ve şefkatle dolu, sadece dinliyorsunuz. Serapa
bir esrime kaplıyor, mest oluyorsunuz, sizden mesut bir kimse yok o an. Serin
hava titretiyor, ürperiyorsunuz, kutsanmış bir kanat dokunuveriyor size. Yüreğinizde
asla ifşa edemeyeceğiniz ilahi terennümleri fark ediyorsunuz. Kâinatın zikrine
kendinizi kaptırıyorsunuz.
Ve o an… İşte o an tüm kâinat
ve mahlukatla birlikte soluklanıyorsunuz! Nefesleniyorsunuz! Varlığın tüm
zerreleriyle bir çarpıyor yüreğiniz! Muazzam bir his bu! Dinginleştiren, zindeleştiren idrak, feraset
ve basiret pencerelerini açan bir duyarlılık oluşuyor. Kainatla bir olduğunuzu
en derununuzda seziyor, olumluyorsunuz. Kâinat büyük insan, insan küçük kâinat
diyorsunuz. Kelimeler kifayetsiz kalıp dile getiremeseniz de hissettikleriniz
bunlar oluyor. Ve büyük bir teslimiyetin dairesinde yüzdüğünüzü, varlığın
içerisinde küçücük toz mesabesinde ama çok önemli bir parçası olduğunuzu, kâinatın
siz, sizin ise küçük kâinat olduğunuz bilgisini açığa çıkarıyor tüm
hücreleriniz. Titreme ve ürpertileriniz serinlikten değildir, hakikatin
hissedilmesinin, öz cevherinizin her zerrenizi etkilemesinin neticesidir.
Bir bahar sabahında seher
vaktini yakalama lütfuna erişirseniz güneşin doğuşuna da tanıklık etmekten geri
kalmayın. Bir gün dahi olsa siz güneşin üzerine doğun. Ki mahlukatın dilince
adedince zikriniz ve fikriniz coşkun bir bilince dönüşsün. Cidden o sabahın
gününü, çok farklı bir hissiyat ve duyarlılıkla yaşadığınızı, gün boyu bilinçli
bir farkındalıkla ürperdiğinizi fark edersiniz!
İnsanı yaşamaya davet
eden bahar günlerinin ilk sıcaklıklarından sonra serinliği kısadır. Çabucak
geçip gidiverir insan hayatından. Hasretle baktırır arkasından… Yetişilememiş,
bitirilememiş işler, meşgaleler yarım kalmışlığın mahzunluğuyla bekler bir
başka baharı insan. Yeniden dirilmenin, can tutmanın, bir kez daha
bahşedilmesini gizliden gizliye arzular. Yine de baharla tazelenmenin getirdiği
tüm nimetleri elimize sunulmuşken kabul etmek, güzelce yaşamanın hazzına ermek
en büyük mutluluklardan olduğunu bilerek yaşamak gerek.
Bir kuş uçup geldiyse
size, minnettarlıkla kabul edin hayatınıza. Yaşam yolculuğunuza hangi hikâye
ile katılacağını bilemezsiniz. Size ne bahtiyarlıklar bahşedildiğini o an için
bilemezseniz de sonrasında belki ilahi bir mazhariyete nail olduğunuzu fark
edebilirsiniz. En büyük farkındalık da bu olsa gerek…
Yorumlar
Yorum Gönder