Rabbimize sonsuz hamd-u senalar
olsun ki mübarek Ramazan iklimine ve günlük Kur’an ziyafetine bizleri layık
gördü. Şükürde aciz olduğumuzun bilincine vardık. Rabbim yüreklerimizi kavi
tutsun ilahi kelamıyla.
Günlük ziyafetimiz, ruhi gıdamız
Kur’an-ı Mecid’i okurken bir ayet yine dikkatimi çekti. Elbette Rabbimizin tüm
ayetleri dikkate değerdir, çağları aşan ilahi anlam katmanlarıyla yüklüdür.
Ancak iman eden herkesin fark ettiği gibi meali anlayarak okuduğumuzda adeta
bazı ayetler zınk diye insanı yerinde durduruyor. “Dur! Düşün! Hemen geçme!
Şu an bu ayette senin için hayat olan anlamları keşfet! Ve sonra dünya hayatı
serüveninde yoluna devam et! Çünkü artık ışığın önünü aydınlatacak ve sen
doğruyu yanlışı ayırt edebileceksin! ” der gibi…
Bugünün Kur’an ziyafetinde ruhuma
derman ayet ; “Allah, hiç kimsenin göğsünde
iki kalp yaratmamıştır…” Ahzab Suresi- 4. Ayeti kerime oldu. Rabbim
biz kullarına öyle Rahman ve Rahim ki, imtihan dünyasının hiçbir safhasında
yalnız bırakmıyor. İman eden ve ilahi öğretisinin yol göstericiliğine başvuran
kullarının adeta ellerinden tutuyor şefkatle. Zaten El- Vedud değil miydi
Rabbimiz?
Gündelik yaşantımızda bile iki
gönüllülük diyebileceğimiz seçimlerle karşı karşıya kalırız. İki gönüllük kadar
insanı karamsar ve kararsızlıkta bırakan bir durum yok üstelik. Mesela mutfakta
yemek yapıyorsunuz ve yemeği leziz hale getirmek için birkaç baharat
kullanacaksınız. Baharat seçiminde kararsız kaldığınızda bunu mu yoksa diğeri
mi dediğinizde ya da miktarını tutturamadığınızda değil lezzet, en ortalama
tadı bile bulamazsınız yemekte. Bir yemeği hazırlarken bile hem şu hem bunu
kullanayım dediğinizde fiyaskoyla sonuçlanan durumlar çıkar ortaya. Ya da diğer
insan kardeşlerimizle ilişkilerimizde bazen büyüklü küçüklü sorunlar baş
gösterir. Bu sorunlara hem olumlu hem olumsuz yaklaşamayız. Ya olumludur
tutumumuz ya da olumsuz. Bu yüzden dürüst davranıp gerçekten hangi tarafta
bulunmamıza karar verdikten sonra sorunlar çözüm yoluna girebilir. Ataların çok önceden fark ettikleri” hem
nalına hem mıhına” dedikleri yaklaşımlar insanı içinden çıkılmaz durumlara koyabilir.
Örnekleri çoğaltabilirsiniz.
Ayet derin anlamlar yanında somut
bilinen görünen gerçeklere de vurgu yapıyor. Anatomi ve tıp ilminde iki kalpli
insana şu ana kadar rastlanmadığını biliriz. Ama kalbi solda değil de sağda
olan insanlar olduğundan haberimiz vardır. Fakat iki kalpli insan? Hayır. Peki
bu somut anatomi bilgisi midir bu kadar önemli olan? Hayır yine. Çünkü Allah
Teala bir insanın iki kalbi olamayacağına vurgu yaparken aslında münafık
insanların çelişik hallerine atıfta bulunmanın yanında, tevhit akidesini
pekiştiriyor. Bir insan aynı anda hem hakikate inanıp hem de aynı
hakikati inkâr edemez demek istiyor.
Bu derin hakikat bilgisine göre insanın
insan ilişkilerinde de kendisinin hem lehine hem aleyhine iki rol
yüklenemeyeceği de ifade ediliyor. Bu anlamları idrak eden kimse net
olduğunda, yani alacalı bulacalı, çift gönüllülük gibi çifte standartlara hayır
diyebildiğinde ilişkilerinde de yolunda gitmeyen durumları düzeltebileceğini
fark ediyoruz. İlginçtir, insanın çelişik hallerine atıfta bulunan edebi
eserlerde hem sevip hem nefret eden tiplemeler, aslında gerçeği yansıtmıyormuş.
Bir mizansen olmanın ötesine geçmiyor yani. Ancak çok okunan edebi metinler sanki
bu münafıkça diyebileceğimiz çelişik duruma inandırmak ve okuyanı ikna etmek
için el birlik yapmış gibi…
Oysaki insanı kendi elleriyle
yaratan ve ona tüm donanımını bahşeden Rabbi, insanın aynı anda hem sevip hem nefret
edemeyeceğini gözler önüne seriyor. Başka bir ayette “Hak geldi; bâtıl yıkılıp
gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.” İsra Suresi- 81. buyurulur. Neden?
Çünkü bir kalpte hak, hakikat bilgisi yer etmişse bâtıl denen şey yani
şeytandan vesveseler veya insanın uydurmacalarının o kalpte yer alamayacağını
söyler. Çünkü bâtıl, insana fayda vermediği gibi ihanet eder, çünkü bâtıl nifak
içerisindedir. Bâtıl, Hakk’ın etrafında kurnazlıkla hile ve tuzaklar kurar.
İnsanı uçurumlardan bir uçurumun dibine sürükler.
Fakat hakikat bilgisi ki
Rabbimizden gelendir; Hakk’ın peşinden yol tutmak isteyen mümin insana
tuzakların farkına varma ve bu hileli düzenlerle aktif mücadele yapmasına
olanak sağlar. Hakikat bilgisi kalpte yer almışsa, sarsılmaz bir inanç ve
kopmayan bir kulpa tutunmuş olur insan. İnsan kalbine Hakk’ın bilgisi dışında
gereksiz ve faydasız bilgi almadığında yolu aydınlanır ve karanlıklardan
aydınlığa ulaşır. Esasen dünya hayatının aldatıcı alaca karanlığında insana
lazım gelen de hakikat bilgisidir. Ruhunun kodlarına nakşedilmiş bu bilgiyle
karşılaştığında insan onu anlar, fark eder. Sonra seçim yapmasına bakar her
şey. Seçimini Hak’tan yana yaptığında bütüncül bir ruh halinin yanında tutarlı
ve ilkeli bir duruşa sahip olur insan. Rabbimizin istediği de budur
kullarından. Dosdoğru olmak ve kalbimizdeki Hakk’a bâtıl karıştırmamak...
Yorumlar
Yorum Gönder