Dünya, bazen suskun bir mezarlığı andırır. Ses çıkmaz; yalnızca toprağın altından duyulan o derin sessizlik yankılanır. Gazze’de yaşananlar da böyle bir sessizliğin içinde yankılanıyor. Kanla yoğrulmuş topraklarda, bebeklerin yanağından süzülen gözyaşı artık yalnızca bir çocuğun acısını değil, insanlığın tükenmişliğini temsil ediyor. Bir avuç Gazzeliye hayat hakkı tanımayan bir dünya, kendi vicdanının ağırlığı altında eziliyor. Görmezden gelen gözler, duymayan kulaklar, suskun dudaklar... İnsanlık, kendi sessizliğinde kaybolmuş gibi. Oysa bu sessizlik bir teslimiyet değil, bir utanç olmalıydı. Çünkü suskun kalmak, zulme ortak olmak demektir. İdamı bekleyen on binlerce masumun hesabını nasıl verecek bu dünya insanlığı? Yükselen haykırışların içinde hâlâ bir umut kıvılcımı var elbette. Yücelerin de bir planı var. Her olup biten şey, canavarlaşan insanların yapıp ettikleri olacak değil. Onlara sadece m...