Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Akıp Giden Nehir

            Hayat durmaksızın yol alan bir su misali gibiydi. Tutmaya asla güç yetiremediği. Ardından koşup yakalayamadığı. Bir hayal, bir illüzyondu görünenler sanki. Ne tekneler görmüştü ne devasa büyüklükte gemiler... Birçoğu gömülüp gitmişti sulara, engin denizlere. Bir kısmı karaya oturmuştu, halinden hayır gelmeyecek bir paramparça olmuşlukla. İçlerinden ifrazat sızdıranlar da vardı, geçmişin küfü olan yosunların çürüttükleri de. Ne vaatlerde bulunmuşlardı ona. Yanından hiç ayrılmayacağını zannettiği çocukları, dostları, yarenleri... Fakat şimdi kimseyi bulamıyordu. Defaatle arasa da “özledim gelin artık.” dese de duyan yoktu sanki. Vefasızlık, güçlü ve geçerli bir nedene dayamıştı sırtını, kimseye minnet etmiyordu artık. Kimsenin kimseyle bir ilişiği kalmamış gibiydi. Dünya meçhul bir cendereye konulmuş gibi sıkıntı veriyordu yaşlı yüreğine. Nerede o eski günlerin sadakati, vefası, şenlikleri…      ...

Yalnızlığın Zenginliği

  Yalnızlığın mahrumiyet sanıldığı bir çağda yaşıyoruz. Oysa insanın kendisiyle de baş başa zaman geçirmesi gerekir diye düşünüyorum. Zaten o kadar çok kalabalıklarla çevrelenmişiz ki nefes almak güçleşiyor. Fazlasıyla kalabalık ancak niteliksiz birliktelikler söz konusu. Tüketen, insana bir şey katmayan dahası içsel zenginliğini körelten bir kalabalık…       İnsanın zorunlu yalnızlaşma dediğimiz durumu- ki bu acıtıcıdır, insan için zahmetlidir- hatta belki bir yönüyle mahrum bırakılmışlıktır. İnsandan yoksun olmak acı vericidir çünkü. Ancak eğer insan yalnızlığı tercih etmişse- ki tercihi yalnızlıktır bu- insanın kendisiyle baş başa kaldığı içsel zenginliğini kendisiyle yaşayabildiği, kendiyle baş başa kalma halidir. Bile isteye yalnızlığın güvenli kollarına çekilmişsek, belki insanın yalnızlığı en büyük zenginliğidir. Yalnızlığı tek başınalık olarak anlayanlar da var. Tek başınalık fiziksel bir durumdur ve içinde çaresizlik dediğimiz nahoş duygul...

Yerlerde Sürünen

                                       Bugünlerde yollarda yürürken gözüme bozuk paralar çarpıyor. Sık sık oluyor bu aralar.   Yanımdan geçen bir çocuğa onu alın yerden diyesim geldi. Sonra vazgeçtim. Ne diye diyecektim ki eskiden olsa bir ihtiyacı karşılayabilirdi. Bir şişe su, bir kalem alabilirdi. Ya da bir somun ekmek, hiç yoktan bir sakız… Ama bunların hiçbirini almaya gücü olmadığından yerlerde yatışından belli. Artık   kimse farkına varmıyor, varsa da kıymeti olmadığından kimse yerden alınmaya tenezzül etmiyor. Eskiden olsa o para yerde kalmazdı diye aklımdan geçiriyorum. Nitekim bir zamanlar yerde bulunan parayla hazine bulmuş gibi sevinen çocuklar vardı. Demek ki bugün o değeri de kaybetmiş ki yerlerde sürünüyor. Öylesine değersiz, pespaye. Ekonomik sıkıntının geldiği raddeler çok korkut...