Ana içeriğe atla

Kayıtlar

BİR TOPLUMUN NOT DEFTERİ

  Daha önce yazdığım bir yazımda toplu taşımada kul hakkı bilmeyen insanımızdan muzdarip olup bir serzenişte bulunmuştum. Son olarak da sözü eğitime getirmiştim. “Ailede, sokakta, kurumlarda, okullarda ciddi bir ahlaki eğitim derken, halkın diniyle imanıyla, değerleriyle ahlakıyla çelişmeyen bir eğitim ile mümkün olabilir. Kısacası evrensel değerler eğitimi ile insanımızı eğitebilmeliyiz. Haksızlığın her türüyle dürüstçe mücadele etmezsek, iyi bir toplumsal ahlaka sahip olmazsak yok olduğumuzun resmidir.” demiştim. Toplu taşımada yaşanan küçük gibi görünen ama insanın içini acıtan davranışlar, aslında daha büyük bir sorunun sessiz habercisi gibi. Bir koltuğun gaspı, bir sıranın ihlali, görmezden gelinen bir hak… Bunların hiçbiri tesadüf değil. Hepsi, zamanla köreltilmiş bir vicdanın gündelik hayattaki yansımaları. İnsan ister istemez soruyor: Biz bu hale ne zaman geldik?      Son zamanlarda sıkça söz edilen “değerler eğitimi” müfredata girmiş olsa da, gerçe...
En son yayınlar

HAZ VE HIZ ÇAĞINDA SOLUKLANMAK

  Yaşadığımız çağ, insanı yürümeye değil koşmaya ikna eden bir çağ. Durmak neredeyse bir kusur, yavaşlamak bir başarısızlık gibi sunuluyor. Her şey hızla akmalı: görüntüler, fikirler, ilişkiler, hatta duygular. Haz ise bu akışın yakıtı; kısa, parlak, çabuk tüketilen ve hemen yenisiyle yer değiştiren bir haz. Böyle bir zeminde soluklanmak, sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, zihinsel ve ahlaki bir direniş hâline geliyor. Hız, ilk bakışta özgürlük gibi görünür. Daha çok şeye daha çabuk ulaşmak, daha az beklemek, daha az sabretmek… Oysa zamanla fark ederiz ki hız, seçme hakkımızı elimizden alır. Ne izleyeceğimize, ne düşüneceğimize, neye üzüleceğimize bile biz karar vermeyiz; akış karar verir. Zihnimiz, sürekli uyarılan bir yüzeye dönüşür. Derinlik ise bu yüzeyde barınamaz. Algılarımız bu hız içinde hakikate kapanabilir. Haz da benzer bir yanılsama yaratır. Mutlulukla karıştırılır, oysa çoğu zaman yalnızca uyuşturur. Gerçek mutluluk, insanı kendine yaklaştırırken; hızlı haz, ins...

Keyifsiz Bir Duygunun Anatomisi

  Zamanın unuttuğu bir sokakta yürüyordu, Omuzlarında kasvet yüklü bir ağırlık, Gözlerinde ağlamaklı bir geçmiş. Bitkin adımlarla sürüklüyordu kendini, Morali bozuk, cesareti kırılmış, Yüzüstü bırakılmış bir hikâyenin son cümlesi gibiydi. Hasret çeken bir kalbin yankısıydı sesi, Gamlı, acılı, tükenmiş. Kötümser bir gökyüzü altında, Ümitsizce arıyordu bir ışık kırıntısını. Ama her adımda biraz daha mahvolmuş, Biraz daha sessizliğe gömülmüştü. Nefret uyandıran kimsesizliğe lanet yağdırmıştı. Gözlerinde derin bir hüznün yangısıyla...

BAŞARMANIN SUÇLULUĞU

       İnsan doğasının, başarıyı kutlamak yerine kıskançlık ve küçümsemeyle karşılama eğilimi maalesef yaygındır. Bu durum ise başarılı olan insanda çok ilginç bir halet-i ruhiyeye sebep oluyor. Buna başarmanın suçluluğu (Survivor's Guilt/Success Guilt) deniyor. Peki, başarılı olmuş bir insanda başarmanın suçluluğu hissi neden ortaya çıkar?      Bir kişi başarılı olduğunda, içgüdüsel olarak takdir ve onay bekler. Ancak bu onay gelmediğinde( ki çoğu zaman gelmeyebilir) veya olumsuz tepkilerle karşılaştığında, zihin bunu bir tür tehlike veya dışlanma sinyali olarak algılayabilir.      Bir şeyleri başarmış insanda başarmanın suçluluğu denilen durum, genellikle şu nedenlerle oluşur:      Başarılı olan kişi, toplumsal bir baskı ve kıskançlıkla karşılaşabilir. Çevresindekilerin (aile, arkadaşlar, meslektaşlar) kıskançlık, eleştiri veya mesafeli davranışları ile karşılaşır. Bu durum, kişinin bilinçaltında "başarıl...

SESSİZLİĞİN CENDERESİNDE GAZZE!

       Dünya, bugün sessiz bir mezarlığı andırıyor. Gazze’de yaşananlar, yalnızca bir coğrafyanın değil, tüm insanlığın vicdanına kazınmış bir utanç belgesi niteliğinde. Her yeni saldırı, her yıkılan bina ve her kaybedilen çocuk, artık bir haber başlığı olmaktan öteye geçemiyor. Bu duyarsızlık, çağımızın en derin yaralarından biri haline geldi.      Masum insanların yaşam mücadelesi verdiği bu topraklarda, dünya kamuoyu neredeyse sessizliğe bürünmüş durumda. Görmezden gelen gözler, duymayan kulaklar, konuşmayan diller… Küresel sistem, insan haklarından ve barıştan söz ederken, Gazze’de yaşananları adeta olağan bir tablo gibi kabulleniyor. Bu durum, insanlığın en temel değerlerini sorgulamamıza neden oluyor: Adalet, empati ve vicdan hâlâ bizimle mi? Yoksa bu bahsettiklerimiz sadece Avrupalı beyaz insan için mi? Yoksa sadece seçilmiş olduklarını iddia eden siyonistler için mi geçerli?      Oysa her çocuğun yüzündeki korku, her ann...

GAZZE’YE AĞIT

  Zamansız ve amansız ölümlerin diyarındayım Kimseden çıt çıkmıyor Dünya kesif bir kan kıvamında Küçük bebelerin yanağından sızmakta. Sığdıramadı yüreğine bir avuç Gazzeliyi Bakar kör kesildiler, sağır ve dilsiz Ayyuka çıkan seslerden Düzensiz bir düzen çıkarttılar İnsanlık kaybetti çoktan insanlığını Adam olmayı hakeza insan olmayı Adem’in oğlu Habil’den değerleri Yeniden öğrenecek, yeniden utanmayı bilecek Bilemediler, dünya bu haykırışla uyanacak Masum çocuklar yeniden sokaklarda oynayacak. Zalimler ise Nasıl bir inkılapla yıkılacaklarını bilecek!

KIRGIN BİR HAYKIRIŞ

  Biliyor musunuz, bugün tanınmaz hale gelmiş sokaklarda yürüdüm yine, bir hayalet, bir canlı cenaze misali... Ayaklarım sivri cam parçalarıyla parçalandı, kanadı. Her bastığımda yer ayaklarımın altından çekilir gibi un ufak olan tozlara dönüştü. Her adımda korkum biraz daha arttı. Annemi aradım ama bulamadım. Ablama seslendim, kimse ses vermedi sesime. Sadece yıkılmış duvarlar, yerle bir olmuş evler, harabeye dönmüş bir şehir vardı. Bir ses var mı diye kulağımı açtım… ama sadece patlayan bombaların yankısı vardı. Kalbim hızla atıyor, aklım deli gibi “Ya bir bomba daha düşerse?” diye soruyordu. İçimde hayatın nüvesi bir kırık umut var... Açlıktan başım dönüyordu, ağzıma sert de olsa bir şeyler koymalıydım. Sırtıma yapışan midemi bir şeyle susturmalıydım. Kum tadı vardı, bulduğum taş gibi ekmek parçasında. Yutkunmak azap gibiydi. Susuzluk boğazımı yakıyordu. Babam… Dün ekmek bulabilmek için dışarı çıkmıştı. Bir daha dönmedi. Gözüm her bir köşe başına onu görür diye bakı...