Vurdular güvercinleri. Uçup gittiler bilinmeyen diyarlara. Kimse ağlamıyor artık arkalarından. Acı, kan ve gözyaşıyla dolu bir dünyayı Yüzüstü bırakıp uçtular. Huzur kalmamış, sevgi, merhamet kalmamıştı. Saf bir çıkarcılık ve Simsiyah bir nefretle dolmuştu Yer ile gök arası. Çocuklara göre değildi buralar, Göç etmeliydiler. Kimsenin canlarını acıtmayacağı, Uzuvlarını bombalarla parçalamayacağı, Açlık ve susuzlukla işkence etmeyeceği Öte diyarlara gitmeliydiler. Kendilerini seven analarını babalarını Ve kardeşlerini ve dedelerini bırakmak zorunda kaldılar. Nasılsa çok geçmeden onlar da Arkadan yetişecekti kendilerine. Uçtular. Zarifçe kanat çırpan, Havayı incitmeden süzülen güvercinler gibi… Artık ağlamayacaklardı. Aksine sonsuz nimetlerle sarmalanacaklardı. Açlık çekmeyeceklerdi, susuzluk da. En sevdikleri meyveleri ellerini uzatınca alacaklardı. Göklerin merhameti yağacaktı üzerlerine. Lakin kimseler görmüyordu bu mesut sonu… ...