Daha önce yazdığım bir yazımda toplu taşımada kul hakkı bilmeyen insanımızdan muzdarip olup bir serzenişte bulunmuştum. Son olarak da sözü eğitime getirmiştim. “Ailede, sokakta, kurumlarda, okullarda ciddi bir ahlaki eğitim derken, halkın diniyle imanıyla, değerleriyle ahlakıyla çelişmeyen bir eğitim ile mümkün olabilir. Kısacası evrensel değerler eğitimi ile insanımızı eğitebilmeliyiz. Haksızlığın her türüyle dürüstçe mücadele etmezsek, iyi bir toplumsal ahlaka sahip olmazsak yok olduğumuzun resmidir.” demiştim. Toplu taşımada yaşanan küçük gibi görünen ama insanın içini acıtan davranışlar, aslında daha büyük bir sorunun sessiz habercisi gibi. Bir koltuğun gaspı, bir sıranın ihlali, görmezden gelinen bir hak… Bunların hiçbiri tesadüf değil. Hepsi, zamanla köreltilmiş bir vicdanın gündelik hayattaki yansımaları. İnsan ister istemez soruyor: Biz bu hale ne zaman geldik? Son zamanlarda sıkça söz edilen “değerler eğitimi” müfredata girmiş olsa da, gerçe...