Alacakaranlık… Çıt bile yok. Felaketin kopmakta olduğunu hissettiren bir ağırlık var yürekte. Yoğun ve anlamlandıramadığım bir gerginliğin şiddet katsayısının yükseldiğini duyumsuyordum. Amma velakin nasıl ve nerede bir kıyametin kopacağını bilmiyordum. Bilemezdim. Sessiz ve ansızın oluverirdi her zaman. Kimsenin hiçbir şeyi beklemediği anlarda hayat alt üst oluşları deneyimlerdi. Beklemiyor ama hissediyordum. Bir şeyler değişecekti ve artık hiçbir şey bir gün öncesi gibi olamayacaktı. Bu yüzdendi belki gece namazına kalkışlarım. Uzun uzun dualarda bulunuşum o günlerde. Sığınılacak tek makama sığınışım bilinçli ya da daha çok bilinçsizce… Kıyametin provası başladı ansızın… Derin uykular bölündü. Son vedalara vakit kalmadı. Cehennemi andıran bir güne doğduk, çoğumuz öldük. Zilzal suresi inzal olmuş, Rabbin emri gelivermişti işte! Nefsin gayyalarından kıyamete uyandırıldık. Kimi uykuda, kimi secdede, kimi derin ızdıraplar ...